Category Archives: Karagöz Hacıvat

Hayal ağacı

Karagöz oyununda kullanılan hayal ağacı perdede aynı anda ikiden fazla tasvir olması gerektiğinde fazla tasvirlerin perdede sabit bir şekilde durmasını sağlayan bir araçtır. Profesyonel Karagöz perdesinde arka tarafta seyircinin göremeyeceği bir şekilde peş tahtası dediğimiz bir tezgah bulunur. Peş tahtasının üzerinde delikler vardır, hayal ağaçının dip kısmında bu deliklere uygun bir çıta (çubuk, zıvana) bulunur, işte bu geçme parşası peş tahtasının üzerindeki deliğe takılır ve hayal ağacı dik bir vaziyette durur. Bu düzeneği herkes kendine göre yaptırabilir, aşağıda iki adet fotoğraf var ama fotoğraflar sadece fikir vermesi açısından konuldu, mutlaka aynısı olacak diye bir kural yoktur, amaca ulaştıran her türlü çözüm uygundur. Fotoğraflarda Hayâlî Küçük Ali perde arkasında, önünde hayal ağaçları ile.

Hayali Küçük Ali perde arkasında

Hayali Küçük Ali perde arkasında

Hayal ağacı kullanımı

Hayal ağacı kullanımı

Peş tahtası

Profosyonel Karagöz perdesinin arka tarafında, oynatıcının önüne gelecek şekilde düzenlenmiş bir tür tezgah diyebileceğimiz bir düzenek bulunur. Buna peş tahtası denir. Etimoloji sözlüğüne göre Farsça “ön” anlamına gelirken (peşin ödeme = ön ödeme) zaman içinde zıt anlamına evrilip “art – ard” (arka) anlamına evrilmiş (peşimden gel, peşi sıra gitmek) bir kelimedir.

Peş tahtası profosyonel Karagöz perdesinde mutlaka olması gereken bir bölümdür, üzerine, tasvirler, gerekirse bazı notlar ve gerekirse başka nesneler konulabilir (Ben mutlaka sağ kenara bir bardak su koyarım, oyun esnasında su içme ihtiyacı olabilir, ki genellikle oluyor)

Peş tahtasının bir başka faydası da hayal ağacı dediğimiz, perdede ikiden fazla tasvir olması gerektiği zamanlarda bazı tasvirlerin perdede sabit durmasını sağlayan düzeneğin bir parçası olmasıdır. Ayrıntılı bilgi için Karagöz perdesi nasıl yapılır sayfamıza bakınız.

Peş tahtası

Tayyare sefası

Tasvirler:

Göstermelik, Karagöz, Hacıvat, Karagöz’ün oğlu, Hacıvat’ın oğlu, Zenne, Çelebi, Muhacir, Tayyare, Paraşüt.

Mevzu:

Karagöz sık sık uçağa biner ve paraşütle atlar. Bunun çok zevkli bir şey olduğunu Hacıvat’a da söyler. Hacıvat henüz üçağa binmemiş olduğundan Karagöz bir tecrübe etmesini söyler. O gün uçak günüdür. Hacıvat’la

beraberce hava meydanına giderler. Hacıvat biraz korktuğundan uçağa binmek istemez. Karagöz onu ikna eder. Paraşütleri giyerek uçağa biner ve havalanırlar. Bir müddet havada uçtuktan sonra Karagöz Hacıvat’a paraşütle atlamasını teklif eder. Hacıvat buna itiraz eder. Karagöz onu zorla aşağı atar. Önce Hacıvat havadan aşağı iner, sonra Karagöz onun yanına gelir. Bu sefer uçağa müşteri bindirmeye başlarlar. Hacıvat ile Karagöz’ün oğulları gelirler. Sonra da Zenne, Çelebi ve Muhacir gelerek uçağa binerler ve uçak havalanır.

Karagöz Hacıvat’a uçağa bisiklete biner gibi herkesin binmesi ve paraşütle atlamayı öğrenmesi icap ettiğini ve bunun bir vatan vazifesi olduğunu söyler.

Karagöz'ün oğlu ve Hacıvat'ın oğlu
Karagöz’ün oğlu ve Hacıvat’ın oğlu

NOT: Bu fasıl Hayâlî Küçük Ali tarafından kaleme alınarak kitap halinde çıkarılmıştır.

Nurullah Tilgen, Karagöz, tarihçe, fasıllar, fıkralar. Ahmet Halit Yaşaroğlu kitapçılık ve kağıtçılık T.L.Ş, 1953

Karagöz oyununda mukaddime

Karagöz oyununun bölümleri sayfasında oyunların dört ayrı bölümden oluştuğunu anlatmıştım. Mukaddime Karagöz oyununun başlangıcından muhavere bölümüne kadar olan kısımdır. Takdim etmek, önsöz, öndeyiş gibi kelimelere karşılık gelir.
Oyun başlamadan önce perdenin ortasına göstermelik adı verilen büyük bir dekoratif tasvir konulur, ışığın yanmasıyla birlikte nareke adı verilen, ney kamışından yapılmış özel bir düdük sesi (zırıltı) ve def velvelesi ile birlikte göstermelik kaldırılır, göstermelik kaldırıldıktan sonra Hacıvat çelebi şarkısını okuyarak oynatıcıya göre sağ taraftan, seyirciye göre sol taraftan ağır ağır perdeye giriş yapar. Şarkı bittikten sonra perde gazelini okur, perde gazeli bittikten sonra usulünce seyirciyi selamlar ve Karagöz’ü çağırmaya başlar, Karagöz ya uyuyordur, ya hastadır veya evde çocuk uyuyordur, bu yüzden evin penceresinden bakarak Hacıvat’a kızar ve “git başka yerde bağır” diye azarlar, Hacıvat’ın bağırarak onu çağırmaya devam etmesi üzerine Karagöz kızar ve aşağıya atlar, aşağıya atlar atlamaz alt alta üst üste boğuşmaya başlarlar, bir taraftan da her ikisi de söyleniyordur. Bir ara Hacıvat Karagöz’ün elinden kurtulur geldiği taraftan kaçar, yerde tek başına kalan Karagöz yine söylenmeye devam eder. Biraz söylendikten sonra Hacıvat tekrar gelir. Hacıvatın perdeden çıkması ile mukaddime biter, tekrar gelmesi ile de muhavere başlar, yani arada hiç boşluk olmaz, zaten bölümler dediğimiz konu tamamen teknik bir konudur, seyirci mukaddimeden muhavereye geçildiğini bilmez, bilmesine gerek de yoktur, muhavereden fasıl bölümüne geçildiğini de bilmez, bu sadece perde arkasındaki kişilerin bildiği bir şeydir.

Mukaddime bölümü okunan şarkı ve perde gazeli dışında genellikle hep aynıdır, hayalinin o anki düşüncesine göre biraz uzun biraz kısa olabilir, bunda bir sorun yoktur. Eğer oynatılacak olan oyunun fasıl bölümü kısa ise karagözcü mukaddime ve muhavereyi uzatabilir hatta bazen ara muhaveresi dediğimiz ikinci bir muhavere oynatabilir. Bu tamamen Hayâlî’nin inisiyatifinde olan bir şeydir.

Karagöz

Mukaddime

Karagöz perdesi nasıl yapılır

Karagöz perdesinin mantığı, yerden yaklaşık 1 metre veya biraz daha fazla yüksekte beyaz perdeden yapılmış bir ekrandır. Beyaz perdeden yapılan bu ekranın arkasına bir ışık kaynağı konur ve deriden yapılmış tasvirler oynatılır. Aşağıda izleyeceğiniz video benim yaklaşık 25 yıl kullandığım perdedir. Ustam Metin Özlen ile birlikte bu perdede yüzlerce oyun oynattık, onun haricinde ben de bireysel olarak yüzlerce oyun oynattım. Karagöz perdesinde dikkat edilmesi gereken bir husus perde yüksekliğinin herkesin kendi boyuna göre ayarlanmasıdır. Örneğin ben 1.76 boyundayım, perdedeki peş tahtasının hizası benim göbek hizamdır, diyelim ki boyu 1.90 olan biri benim perdemde Karagöz oynatmak istese eğilerek oynatmak zorunda kalır, bu da bir süre sonra çok yorgunluk vermeye başlar, veya boyu 1.60 olan birisi oynatmak istese kollarını yukarı kaldırarak oynatması gerekir, bu da çok yorucu olur ve bir süre sonra yorgunluktan oynatamaz. Metin Bey benden yaklaşık 15 cm kadar daha kısa boyludur, bu yüzden bu perdede Karagöz oynatırken ayağının altına boyunu biraz yükseltecek bir tahta vs isterdi. Beyaz perde olan kısımda kullanılacak olan kumaş patiskadır. Patiskanın çok kaliteli olanları çok sık dokunduğu için karagöz perdesine uygun değildir, çok kalitesiz olanları da çok seyrek dokunduğu için uygun değildir, orta kalitede bir patiska kumaşı en ideal seçimdir. Bazı internet sitelerinde Mermerşahi’den yapıldığını okumuştum, mermerşahi çok çok incedir, dolayısıyla arkada oynatan kişi görünür, o yüzden mermerşahi olmaz.
Karagöz perdesinin olmazsa olmazı taşınabilir olmasıdır, zira Karagöz sanatı seyyar bir sanattır, seyirci Karagöz’e gitmez Karagöz seyirciye gider. Geleneksel sanatlarda geleneğe uyulması gerektiğini düşünenlerdenim ben.

Karagöz’ün dünyaya dönüşü

Tasvirler;
Göstermelik, Karagöz, Hacıvat, Zenne, beberuhi, Arnavut, Külhanbeyi, Tiryaki, Gelin kıyafetinde beberuhi, Dükkan
Mevzu;
Yıllardan sonra Karagöz ile Hacıvat tekrar dünyaya dönmüşlerdir. İki ahbap çavuşlar evvelâ birbirlerini tanıyamazlar. Sonra tanıyarak öpüşürler. Dünya, onların yaşadıkları asırlara nazaran çok değişmiştir. Karagöz yolda bir kadın ile karşılaşır, ahbap olurlar. Kadın Karagöz’ün eski biçimdeki elbiselerini acaip bulur ve bunları değiştirmesini ister. Sonra da hoşuna gittiği için onu Pera Palas’a davet eder. Karagöz kadının konuşmalarından hiç bir şey anlamaz. Kadın ona fena halde hiddetlenerek gider ve kocası Beberuhi’ye onun kendisine sarkıntılık yaptığını söyleyerek şikayet eder. Beberuhi kavga etmek üzere Karagöz’ü aramaya başlar. Karagöz Hacıvat’ın yardımı ile bir işçı dükkanı açmıştır. Beberuhi tanımadığı ve yalnız ismini bildiği Karagöz’ü aramaktadır. Karagöz dükkanında müşteri beklerken Beberuhi gelir ve ona Karagöz’ü tanıyıp tanımadığını sorar. Karagöz tanımadığını söyleyerek bir yolunu bulup onu güzelce döver. Beberuhi kaçar ve Arnavut’u Karagöz’ün başına musallat etmek üzere gönderir. Fakat Arnavut onunla konuştuğu halde tanımadığı için çıkıp gider. Sonra Beberuhi Külhanbey’ni gönderir. O da Karagöz’ü döverek gider. Beberuhi Karagöz’ün peşini bırakmaz ve karısına sarkıntılık ettiğini söyleyerek bütün mahalleyi karıştırır. Mahalle halkı Karagöz denen bu çapkın adama mahallede esnaflık yaptırmak istemezler. Araya Hacıvat’ı vasıta koyarlar. Tiryaki dükkanı satın almak ister, halbuki bu adam Zennenin babasıdır. Karagöz ile dükkanın satışı için mutabık kaldıktan sonra hakiki hüviyetini açıklar. Hatta daha da ileri giderek kızının onun yüzünden hasta olduğunu onunla evlenirse 5000 lira çeyiz vereceğini söyler. Zavallı temiz yürekli Karagöz buna da inanır ve kabul eder. Kahveye giderler, onları bekleyen Hacıvat’ın önünde bir kez daha mutabık kalırlar. Tiryaki gider. Bir müddet sonra duvağı kapalı olarak kızı ile Karagöz’e gelir. Karagöz duvağı açtığı zaman hayretler içinde kalır. Duvağın altından Zenne yerine kocası Beberuhi çıkar. Tiryaki ile Beberuhi Karagöz^ü güzelce döverler.
Not: Bu fasıl 1934 yılında Karagözcü Kazım tarafından yazılarak kitap halinde çıkarılmıştır.
Karagöz, tarihjçe, fasıllar, fıkralar. Nurullah Tilgen. 1953. Ahmet Halit Yaşaroğlu kitapçılık ve kağıtçılık T.L.Ş

Zenne

Zenne

Şehir mi, tövbeler tövbesi

Tasvirler;
Göstermelik, Hacıvat, Karagöz, Büyük kardeş, Küçük kardeş, Yağcı, Demirci kıyafetinde Karagöz, Ağa, Araba, Demirci dükkanı, Yağ mağazası
Mevzu;
Bir köyde babaları henüz ölmüş iki kardeş vardır, Küçüğü babadan kalma tarla ve zeytinlikleri satarak şehre gitme arzusundadır. Ağabeyi buna mani olmak ister. Köyde demircilik yapmakta olan Karagöz evvelce birkaç yıl şehir hayatını tatmış ve pişman olarak tekrar köydeki işiyle meşgul olmaya başlamıştır. İki kardeş akıl danışmak üzere Karagöz’e başvururlar. Karagöz şehir hayatının kötü taraflarını onlara uzun uzun izah eder. Fakat küçük kardeş şehre gitmek arzusundadır. Nihayet zeytinlik ve tarlalarını satarak şehre gider. Bir yağ tüccarı ile ortak olur. Yağ tüccarı bir desise (hile) ile semayesini mahveder. Küçük kardeş böylece parsız kalır. Fakat bir daha köyüne dönmez. Nihayet bir ağanın yanına yanaşma olarak girer. Bir gün efendisinin mahsülünü arabaya yüklemiş satmaya götürürken yaya yürümekte olan Karagöz’le karşılaşır ve ona acıyarak arabasına alır. Karagöz genci tanımaz, ama o Karagöz’ü tanır. Ve hüviyetini söyleyerek kendini tanıtır. Sonra Karagöz’e başından geçenleri birer birer anlatır, bir daha köyü bırakıp şehre gitmemeye tövbe ettiğini söyler.
Not: Bu fasıl 1938 yılında Rahmi Balaban tarafından kaleme alınarak kitap halinde çıkarılmıştır.

Kaynak: Karagöz, Tarihçe, Fasıllar, Fıkralar. – Nurullah Tilgen – İstanbul Ahmet Halit Yaşaroğlu Kitapçılık ve Kağıtçılık T.L.Ş – 1953

İstanbul sinema müzesi Karagöz sergisi

26 Şubat 2021 tarihinde açılan İstanbul Sinema Müzesi’nin en üst katında bulunan geçici sergi bölümünde ayrılan Karagöz odasında sergimizi açtık. 20 Ağustos 2021 tarihine kadar açık kalan geçici sergi bölümünde hem Karagöz sahnesi kurduk, hem de karagöz tasvirleri sergisi açtık. Sergi boyunca ayda bir defa karagöz gösterisi de yapacaktım ama Corona salgını nedeniyle gösterilerin tamamı iptal oldu. Sergide sürekli olarak kurulu bulunan karagöz perdesine bir Karagöz ve bir Hacıvat tasviri de bıraktım, amaç karagöz oynatmayı denemek isteyenlerin perde arkasına geçip karagöz oynatmalarını sağlamaktı. Ben orada bulunmadığım için kaç kişi denedi bilmiyorum ama mutlaka ilgi görmüştür diye düşünüyorum.

İstanbul Sinema Müzesi
İstanbul Sinema Müzesi
Müzede Adile Naşit heykeli
Müzede Adile Naşit heykeli
Sinema Müzesi Karagöz odası
Sinema Müzesi Karagöz odası
Sinema Müzesi Karagöz sergisi
Sinema Müzesi Emin Şenyer Afişi
Sinema Müzesi Emin Şenyer Afişi

Sahte kedi

Tasvirler:
Göstermelik, Karagöz, Hacıvat, Şeker Hanım, İhtiyar baba, Çelebi, Hırsız başı, Kedi kıyafetinde Karagöz, üç sandalye, Ağaç, Bahçe duvarlı ev, Mangal, Orman, Masa, Bahçe, Karabina, Karyola, Sandık.
Mevzu:
Karagöz’ün uşak olarak çalıştığı konağın ihtiyar beyi seyahatten döner. Beye daima bir muziplik yapmaktan zevk alan Karagöz onu başında mangalla karşılar ve korkutur. İhtiyar baba ev halkına komşu köyde bir düğüne davetli olduklarını ve oraya gideceğini söyler. İhtiyar babanın kızı Şeker Hanım, onun kocası Çelebi ve Karagöz’le düğün evine gitmek üzere yola çıkarlar. Ormanda karşılarına bir adam çıkar, bir bahane ile nereye gittiklerini öğrenir. İhtiyar babanın ailesi düğün evine varırlar. Evde kimseyi bulamazlar. Şeker Hanımın birdenbire midesi rahatsızlandığı için kocası Çelebi çarşıya gider. Yolda konuştukları adam Çelebi’nin evde olmamasından istifade ederek iki arkadaşı ile eve girmek isterler. Karagöz onlara kapıyı açmaz. Nihayet bir kolayını bularak kapıyı açtırıp içeriye girerler. Karagöz’ün yattığı odaya giderek onunla ahbaplık edip beyin paralarını nerede sakladığını öğrenirler. Sonra da desise ile Karagöz’ü bir sandığa kilitleyip kaçarlar. Bir müddet sonra Çelebi çarşıdan gelirve Karagöz’ün sandıktan feryadını duyarak onu kurtarır. Hırsızların tekrar geleceklerini düşünerek gece olmasını beklerler. Karagöz hırsızların geldiğini duyurmak için kedi gibi miyavlayacaktır. Kedi kıyafetine girerek karyolanın altına girer. Biraz sonra hırsızlar Karagöz’ün odasına girerler. Karagöz karyolanın altından çıkarak kedi gibi miyavlamaya başlar. Çelebi karabinası ile Karagöz’ün odasına gelir ve hırsızları öldürür.
NOT: Bu fasıl, tuluat piyeslerinin karakterini taşımakta olup Katip Salih tarafından kaleme alınmıştır.
Karagöz, tarihçe, fasıllar, fıkralar. Yazan: Nurullah Tilgen. 1953. Ahmet Halit Yaşaroğlu kitapçılık ve kağıtçılık T. L. Ş.
Emin Şenyer’in notu: 2014 yılında Almanya’nın Köln şehrinde, Köln Üniversitesinin bünyesinde 150 parçalık bir Karagöz koleksiyonu olduğu ortaya çıktı. Bu koleksiyonunun içinde kedi kılığında Karagöz tasviri de vardı. Ben Türkiye’deki hiç bir koleksiyonda bu tasviri görmemiştim, bu oyunu Katip Salih yazdığına göre muhtemelen o tasvir de Katip Salih yapımıdır.

Kedi Karagöz

Kedi kılığında Karagöz

Köln Üniversitesindeki koeksiyon hakkında haberi okumak için tıklayınız

Karagöz oyununda ninni

Karagöz oyunları doğaçlama geleneğine bağlı olarak oynatıldığından dolayı Hayâlî oyun içinde istediği gibi değişiklikler yapabilir, bunun ölçüsü Hayâlî’nin gerek güncel olayları takip etmesi ve oyunun içine güncel olaylardan esinlenen bazı motifler yerleştirmesi gerekse mizah veya musiki kabiliyeti doğrultusunda oyunun içine farklı espriler ya da musiki eserleri serpiştirebilmesidir. Hayâlî Küçük Ali, musiki kabiliyeti ve repertuar genişliğinden/çeşitliliğinden dolayı oyunların içinde çok farklı musiki eserleri kullanmıştır. Bunların içinde ninniler de vardır. Ters evlenme (Karagöz’ün gelin olması) oyununda ve Kütahya çeşmesi oyunlarında ninniler söylemiştir. Kütahya çeşmesi oyununda fasıl bölümünün başında sözleri;
Don ister, don ister
Annesinden don ister
Atlas donlar beğenmez
Şallar şalvarlar ister
olan ninniyi okumuştur. Ters evlenme oyununda ise günümüzde çok fazla bilinmeyen bir ninni okumuştur, sözleri;
Tıngır mıngır tezgâhımın sesi var
Eniştemin benden gayrı nesi var
Sarılıp yatmaya çok hevesi var
Söyle sandal söyle yar beni bulsun
Söyle enişteme beşik yollasın
Bir beşik yaptırdım hurma dalından
İçini döşedim acem şalından (İçini döşedim Lahor şalından)
Yandım yandım ah senin elinden
Söyle sandal söyle yar beni bulsun
Söyle enişteme beşik yollasın.