Karagöz Hacıvat Ve Pokemon Oyunu

Sinema, tiyatro ve televizyon gibi eğlence araçlarının olmadığı çağlarda toplumumuzun yegane eğlenme aracı olan Geleneksel Gölge oyunumuz Karagöz (bazı rivayetlere göre) yaklaşık altı yüz yıldır toplumu hem eğlendirme hem de bilgilendirme görevini başarıyla yerine getirmiştir.(Karagöz oyunları hakkındaki rivayetler 2. Osmanlı padişahı Sultan Orhan devrini başlangıç olarak gösterir ancak ilk kesin belgeye Şehzade Mehmet’in sünnet düğünü şölenini anlatan 1582 tarihli Surname-i Humayun’da rastlanır.)

Karagöz oyunları, esnek yapısı dolayısı ile her tür konunun işlenmesine uygun olduğundan hem küçüklerin, hem büyüklerin ilgisini çekmiş, büyükler için hem eğlence hem de toplumun sesi haline gelmiş, zaman zaman toplumun beğenmediği siyasi kararları eleştirdiği ve devlet yöneticilerinin yaptığı uygunsuz davranışları sergilediği olmuştur.

Çocuklar için ise tam anlamıyla bir eğlence kaynağı olmuş ve yakın zamanlara kadar bu özelliğini korumuştur. Televizyonun yaygınlaşmasıyla batı kültürü hayatımızın her alanında olduğu gibi televizyon programlarında da kendini göstermiş ve evlerimizin içi batının kültür bombardımanına açık hale gelmiştir. Ve de bizim güzelim Nasreddin Hocamız, Keloğlanımız ve Karagözümüz, Pokemonlara, Digimonlara yenik düşmüştür. Oysa ki kültürümüzün derinliklerinden ve yüzyılların imbiğinden süzülüp gelen Nasreddin hoca fıkraları, Keloğlan masalları ve Karagöz oyunları baştan aşağı mizah ve insancıl duygularla dolu olduğu halde, Pokemon oyunu tam tersine şiddet doludur. Uzmanlar bu konuda sürekli uyarılar yapmaktadırlar, bir internet sitesinden alıntı yaptığım yazı son derece ilgi çekicidir;

“…Son zamanlarda daha çok gündemde olan ve duyduğumuz kadarı ile bazı Avrupa ülkelerinde yasaklanan pokemon isminde bir çizgi film ve bunun üzerinden satış yapan ürünler var. Büyük küçük herkesin duyduğu ve ismini mecburen dahi olsa öğrendiği bu çizgi film üzerinde bir çok yorum yapıldı. Burada hemen vurgulamak istediğim bir şey var ; İsmi pokemon olsa da bu bir “çizgi film” yani “çocuklar bu sizin için veya çocuklara göre” gibi bir mesaj var. Geleneksel anlayışa göre çizgi filmi çocuklar seyreder diye bilinir. Bu nedenle belki de bazı ebeveynler bunu nasıl olsa çizgi film diye önemsememekte. Yani çocuklar savunmasız bir şekilde bu çizgi filmin içeriği ve mesajları ile baş başa kalmaktadır.

Pokemon oyunu ilk bakışta masum gibi olsa da içinde içerdiği şiddet eğilimi ve büyüsel güç ile sürekli dikkatleri çekmektedir. Her bölümünde pokemon denen yaratıkların birbiri ve başkaları ile güç gösterisine girişmesi , içinde büyüsel güç ve etki altına alma konusunun sık sık işlenmesi ve daha da önemlisi görsel olarak çocukların bilinç dışına verdiği mesaj olarak pokemonların tamamen şiddet , agresyon , aşırı güçlü olma , sıra dışılık , mücadele de üstün olma , karşısındakine zarar verme , doğa üstü yeteneklere sahip olma gibi mesajları içermektedir.

Bu mesajların yaş gruplarına göre farklı etkileri olmakla birlikte genel olarak çocukların bilinç dışına şiddet ve agresyon eğilimini yerleştirdiği , büyüsel ve dağa üstü gücün sık işlenmesi nedeni ile bazı çocukların bunu kendilerine yardımcı doğa üstü güç olarak kullanmaları (Elinde pokemon anahtarlığı taşıyan çocuğun bunu kendisine güç vermesi için taşıdığını belirtti ) , çizgi filmde gördükleri sahneleri animistik düşünce ve etkilenmenin fazla olması nedeni ile gerçek hayatta da uygulamaya çalıştıkları (En son Mersin’de dört yaşındaki çocuk kendisini yedinci kattan aşağı attı, sebebi ise pikacu gibi uçmaya çalışmak idi) , sık sık vurgulanan savaş , kavga , güç gösterisi nedeni ile çocukların birbirine şiddet uygulamasını kolaylaştırdığı ( Bir çocuğun diğerine çizgi filmde gördüğü ve etkilendiği sarmaşık hareketi ile saldırıda bulunup arkadaşına zarar vermesi) , özellikle pokemon denen yaratıkların içerdiği korku ve agresyon mesajları nedeni ile çocukların rüyalarına kadar girip onlara kabuslar yaşattığı ( Bir çok anne çocuklarının sürekli pokemonlar ile uykuda savaşıp konuştuğunu belirtmişti) gibi daha şu anda sayamadığımız bir çok olumsuz etkiler şimdiden görülmektedir”(Dr Osman Abalı) www.cocukaile.com

Televizyonlardaki pokemon çizgi filmlerinin hedef kitlesi olan 0-8 yaş grubu çocuklar şiddeti kanıksamakta ve şiddeti hayatın doğal bir parçası olarak görmektedirler. İnsani duygulara yabancılaşan bu çocukların oyunları ve arkadaşlarıyla olan ilişkileri de şiddet merkezli olmaktadır. Aradan on yıllar geçip de bu çocuklar yetişin birer insan olduklarında da şiddeti hayatlarının her alanında kullanacak, toplumsal şiddeti körükleyen birer unsur haline geleceklerdir.

Oysa Karagöz oyunları, çocuklara doğru mesajlar verildiği takdirde pek çok kötü alışkanlıklardan (parmak emme, tırnak yeme v.s) vazgeçirebildiği gibi yeni alışkanlıkların kazanılmasında etkili olmaktadır. Yalan söylememe, çevreyi temiz tutma, hayvan sevgisi,arkadaşlığın değeri, yardımseverlik, temizlik alışkanlıklarının kazanılması gibi mesajlar çocuklar tarafından hemen algılanıp hayata geçirilmektedir. Peki durum böyle olduğu halde yazılı basınımız, radyo ve televizyonlarımız Karagöz’e neden bu kadar ilgisiz davranmaktadırlar. Karagöz bizim öz kültürümüz olduğu halde devlet televizyonu bile yeterince ilgi göstermemektedir. Birkaç yılda bir yayınlanan belgeseller ve bazı ramazan gecelerinde göstermelik olarak birkaç dakika yayınlanan oyunlardan başka televizyonlarda Karagöz’ü görmek olası değil.

“Ol mailer ki derya içredirler deryayı bilmezler” örneğinde olduğu gibi batı hayranlığını bir yana bırakıp zaman zaman da olsa kendi kültürümüze bakarsak çok zengin bir kültür mozayiğimiz olduğunu görürüz.

Emin Şenyer
Değişim gazetesi 22 Mayıs 2002

Çocuklarda televizyon Bağımlılığı

MAKALELER SAYFASINA GERİ DÖN


Karahallı (Uşak) Kültür merkezi Gösterimiz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir