Karagöz Gösterisi İletişim

Tasvir Satışı

21 Mart 2010 Dünya Kuklacılık Günü Bildirisi

 Birçok insan gibi ben de Haiti'yi harap eden deprem karşısında derinden etkilendim. Televizyonda ve internette gösterilen görüntülere baktığımda, tüm sanat dallarını bir aracı olarak düşünerek kendime şunu sordum: böylesine bir afetin insani boyutu en etkili şekilde nasıl ifade edilebilir ? Hangi aracılık, sadece acıma olmadan sevgiyi canlandırabilir, ahlak dersi vermeden dayanışma ilhamı sağlayabilir ? Yaraların ve kaybedilen organların fiziksel acısını yansıtmak için bedenimizi en iyi şekilde nasıl kullanabiliriz?

 Doğrusu, kendime, sadece Haitililerin acılarının sahneye nasıl aktarılacağını değil; aynı zamanda onlara çabuk iyileşme gücünün, aynı anda hem hareketlerle hem de ilhamla nasıl verilebileceğini sordum.

 Bana öyle geliyor ki, kukla bu trajediyi iletebilecek en iyi aracıdır. Kuklanın güçsüzlüğü ve kırılganlığı; fakat aynı derecede saflığı ve masumiyeti birleşerek, seyirci ile yakınlık ve birlik kurulmasını sağlamaktadır. Böyle bir birliktelik, insanların oynadığı tiyatro ve sinemadan daha büyük bir avantaj kazandırmaktadır: oyuncu bir parçayı canlandırır, kukla ise her zaman gerçektir.

 Oyuncunun aksine, kuklanın yaşadığı acımasızlıklar sahte değildir. İpleri kesildiğinde, dövüldüğünde, onunla alay edildiğinde, aşağılandığında, hor görüldüğünde veya parçaları söküldüğünde, kukla asla bundan şikayet etmez. Tamir edilir, eski haline dönüştürülür ve bir kez daha, adeta yeniymişçesine ayakları üzerinde durur.

 Bu gerçek, kuklalara muhteşem bir güç bağışlar. Çünkü kuklalar, aynı anda kaderin adaletsizlikleriyle yüzleşebilme ve yıkıntılardan yeni bir dünya yaratabilme cesaretini aşılar.

 Robert Lepage; Kanadalı yönetmen, senarist, oyuncu.

 

 

21 Mart 2009 Dünya Kukla Günü Bildirisi

 Gerçek Bir Efsane

 Gökyüzündeki uzun ateşten çizgi uzayı keser ve evrenin derinliklerinde gözden yiter.

 Yeniden ortaya çıkar ve yine kaybolur. Bu elinde meşalesiyle, onu verebileceği kişileri karanlıkta yorgunca arayan Prometheus'tur.

 Prometheus'un elindeki meşale aslında Yanan Kukla'dır, bu unutulmamak için insan soyuna kendi yansımalarını gönderen tanrıların hediyesidir.

 İnsan soyu tanrıları anımsamak, onların imgelerini kendi değişen bağlılıkları kadar iyi yaratmak için bunu alçakgönüllüce kabul etmiştir.

 Yine de bir sorunumuz var. Enerjinin korunumu yasasını dikkate almayı beceremezmişiz gibi yapmayalım. Ona saygı duymalıyız, Yanan Kuklanın malzemesi yanıp bitecek ve küle dönüşecektir.

 Neyse ki Kukla, Yanan Kuklayla karşılaşanların inançları arasından süzülür gibi varolmayı kesmeksizin yanar.

 Sonuçta tanrıların geridönüşümlü imgeleri, insanlar tarafından canlandırılan, uzayı aydınlatan ateşle büyüleyen bir nesnelleştirilmiş düşünce biz Evrende kendimizi öyle yalnız hissetmeyelim diye yaratılmıştı.

 Bundan sonra insanlık ışığın yumuşaklığını ve ateşin sıcaklığını, yaratma takıntısını, sanat dalları içinde süreklilik metaforunu ve sonunda paylaşılan alanlarda, ritüel hazırlık anlarında akla gelen dayanışma fikrini öğrendi...

 İşte yeryüzünde Yanan Kuklanın sopası, onun parlayan sıcaklığında kavrulan ama yanmayan şanslı insan kuşaklarınca sürekli taşınıyor.

 Bu, çağlarımızın güçlüğüne ve sürenin uzunluğuna karşın sabit kalan mesajla hiç bitmeyen bir koşudur. Yanan Kuklanın, onun değişen imgesinin ortaya çıktığı yerler ve bu yerlerin ortak yakınlığı rastlantısal gibi görünüyor, ve onların yeniden, yeniden görünmelerinin ardında yatan nedeni yalnızca tanrılar bilir.

 Biz şaşkınlık içinde, Yanan Kuklanın sopasını atalarından alanlara ve onu başkalarına devretmek için sonuna kadar taşıyanlara bakıyoruz.

 Prometheus geri dönecek gibi görünmüyor. Biz onun bir kez daha geri dönüşünün farkına varmak için tetikteyiz.

 Bu yüzden, Yanan Kuklayı alma, taşıma ve devretme şansı verilenleri koruyalım. Belli ki onun ateşini yanık tutmak için tek şans bu.

 Petr Matásek

Dünya Tiyatrolar Günü

Site haritası - Reklam - Yasal Uyarı