Karagöz Gösterisi İletişim

Mardin , Derik İlçesi Karagöz Gösterimiz

Derik öğretmenevindeki gösterimiz
Derik'te gösterimizi izleyen çocuklar

 8 Mayıs 2008 Perşembe günü Mardin'in Derik ilçesinde Öğretmen Evinde Karagöz oynattık. Derik Lisesi Edebiyat Öğretmenleri Ayhan Gürler ve Cahit Söylemez'in organizasyonu ve Ayhan Gürler Bey'in daveti üzerine gittiğimiz Derik'te sabah ilk kademe öğrencilerine, öğleden sonra ise ikinci kademe ve köy okullarından gelen arkadaşlarımıza birer gösteri yaptık. Öğrenci kardeşlerimizin coşkusu gerçekten de görülmeye değerdi. Akşam gösterimiz ise yetişkinlere yönelikti. Akşam gösterimizi Kaymakam Bey, Savcı Bey, Derik Milli Eğitim Müdürümüz , Derik'te görev yapan öğretmenlerimiz ve Derik halkı hep birlikte seyrettiler. Derik'te bulunmaktan büyük bir keyif aldık. Umuyoruz ki seyircilerimiz de bizleri izlemekten hoşnut olmuşlardır.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DERİK

 Derik tarihi incelenilirken; Derik ilçe merkezinin kuruluşu ve ilçe merkezi çevresinde kurulan medeniyetlerin tarihi olmak üzere iki yapılanma göz önüne alınmalıdır.

 Derik İlçe merkezi etrafında kurulan medeniyetlerin tarihi, Neolitik dönemden başlayarak 1923 Cumhuriyet dönemine değin sürmüştür. İlçemiz birçok dönemde Derik olarak anılmamakta sadece Mardin eşiği olarak ve Mazı Dağları eteği olarak sahnede yer almaktadır. Şemseddin Sami, Kâmusül Alâm (Tarih ve Coğrafya Ansiklopedisi) adlı eserinde Derik ilçesini, Diyarbakir vilâyetînin Mardin sancağına bağlı, kaza merkezi bir kasaba olarak tanıtmaktadır. Ancak, başta Tepebağ olmak üzere Derik etrafında bulunan dağlarda ve çevresinde birçok medeniyetin ayak izleri rahatlıkla görülmektedir. Bir kaç tane örnek sayarsak "Kral Kızının Tahtı","Rabat Kalesi", "Sisan Harabeleri","Dermetinan Kalesi ve Manastırı","Burç Kalesi", Fıttın Harabeleri, Zorava Harebeleri, Kerküşti Harabeleri,vb. birçok yerle henüz gün yüzüne çıkmamış bir sürü yerleşim yerinde aşağıda belirtilen medeniyetlerin ayak izleri açık bir şekilde görülmektedir.

 Tarihsel çerçeveden bakıldığında Derik ilçesinin bu medeniyetlerde bu kadar önem kazanmasının temel nedeninin coğrafi yapısı olduğu görülmektedir. Derik, coğrafik yapısı itibarıyla üç tarafı dağlarla çevrili ve güneyi Suriye sınırlarına değin uzanan ovalıktır. Bundan dolayı stratejik bir öneme sahiptir. Çünkü genelde Derik'de bulunan tarihi medeniyet izlerinin bulunduğu yerler özellikle Derik etrafını çevreleyen dağlarda mevcuttur. Milattan önce ve milattan sonraki dönemlerde medeniyetlere ait izler genelde bu dağlarda olup sürekli savaş halinde olan bölgenin Mazıdağı eteklerinden, yani Diyarbakır yönünden gelen bütün gelişmeleri gözle görebilecek bir konumdadır. Aşağıda, Derik'de milattan önce ve milattan sonra hüküm süren medeniyetleri görebilirsiniz:

Derik
Derik

 Derik, M.Ö.83 yılında Silvan'da kurulan ve M.Ö. 77 yıllarında Derik'i sınırları içine alarak hüküm süren Tigran krallığı başta olmak üzere, Bizanslılar, Sasaniler, Artuklular, Romalılar ve daha birçok medeniyetin egemenliği altına girmiştir. Derik'i dünyaca meşhur eden zeytinliklerin tümünün Tigran krallığı döneminde ekildiği bilinmektedir. Bu anılan zamanlar içerisinde Derik ilçe merkezi henüz kurulmuş değildi. Bizans ve Roma döneminde altın çıkarıldığı ve Gümüşyuva Köyü'nde gümüş madeni olduğu bilinmektedir. İlçemizde milattan önceki çağlara ait oyulmuş mağaralar bulunmaktadır. Özellikle Tepebağ'daki yapılar ve çıkan bulgular sonucu, buranın ilmi ve ticari alanda önemli bir merkez olarak kullanıldığı görülmektedir. Yapılan araştırmalar sonucu Mardin ve Diyarbakır illeri hangi devletin egemenliğine girmişse Derik ilçesi de bu egemenlikten nasibini aldığı ortaya çıkmıştır. Mesela Derik de "Kral Kızının Tahtı" denilen bir mevki vardır. Bu mevkide günümüzde dahi Bizans ve Roma dönemine ait sikkeler yağmurda toprak aşınması sonucu ortaya çıkmaktadır. O bölgenin mimari yapısı Roma ve Bizans yapısı ile paralellik göstermektedir. Derik'in kuzeybatı yönünde bulunan Sisan Köyü, Sasanilerin kalıntılarını açık bir şekilde taşır. Derik'in 3 km güneyinde bulunan Tepebağ Mahallesi'nde Mağara dönemine ait Mızrak uçları taş avadanlıklar bulunmuştur. Mardin, Selçuklulara bağlı Artuklular'ın egemenliğine girdiği zaman Derik ilçesinin 15 km batısında bulunan Rabat Kalesi (Hisaraltı) içerisinde birçok yapı inşa edilmiştir. Hisaraltı Köyü'nün kuzeyinde sarp bir vadinin doğusunda bulunan Rabat Kalesi, sert kalkerli bir arazi üzerinde yükselir. Kale Artuklular devri olmak üzere ondan önceki medeniyetlerin izler bıraktığı bir eserler yumağı olmuştur. Kale 1500 metrelik bir alanda kurulmuş, 13 burçlu 4 köşesinde 15 - 20 metre yüksekliğinde 4 gözetleme kulesi bulunan muazzam bir yapıdır. Kaledeki su sarnıçlarının kalıntıları hala sağlamlığını korumaktadır. Gümüşyuva Köyü'nde gümüş madeni olduğu herkesçe bilinmektedir ve maden ocağı kalıntıları mevcuttur. Mardin Romalıların eline geçmeden önce Ermeniler hüküm sürmüştür. Bundan dolayı hem Derik içinde hem köylerinde birçok kilise inşa edilmiştir.

HÜKÜM SÜREN MEDENİYETLER

 Millattan Önce
3000 Mittaniler, 2350 Akkad ve Sümerler, 2300 Akkadlar, 2216 Sümerler, 1800 Babiller, 1595 Kasiler, 1350 Asurlular, 612 Medler, 585 Persler, 330 Büyük İskender Dönemi, 327 Selefkoslar, 129 Partlar, 66 Romalılar.

 Millattan Sonra
200 Sasaniler, 600 Caris Oğlu Arus Yönetimi, 639 İyad B. Ganem komutasındaki İslam orduları tarafından fethedilme (Hz.Ömer Dönemi). 639-739 İslam dinine giren Arsus Kızı Mariye ve Torunu Amuda Dönemi (739-837 yılına kadar bu yöreler yıkık ve virane kaldı.) 837-894 Musul Hükümdarı Al-i Hamdan Dönemi, 894 Halife 16. Mu'tadıt Billah tarafından Mardin ve çevresi boşaltılmıştır. 930-977 Nasırüddevle Hasan Dönemi, 977-1084 Mervaniler Dönemi, 1105-1400 Artuklu Devleti Dönemi, 1394 Moğol İmparatoru Timur'un istilası, 1400-1468 Karakoyunlular Dönemi, 1468-1507 Akkoyunlular Dönemi, 1507-1515 Sefevi Devleti dönemi. 1515-1923 Osmanlı İmparatorluğu dönemi, 1923 Cumhuriyet döneminden günümüze kadar.

İLÇE MERKEZİNİN KURULUŞU(1450)

Derik Tandır Ekmeği
Derik Tandır Ekmeği

 Derik İlçe merkezinin kuruluşu Aslen Tunceli Hozat Nazmiye, Pülümür üçgeninde bulunan Rutan Aşireti mensubu olan Davudoğulları ile Kayıhanlılar tarafından kurulan bir yerleşim birimidir. Kendi aralarında çıkan anlaşmazlık sonucu Tunceli'den Diyarbakır Têrkan bölgesine göç etmişlerdir. Diyarbakır'a yerleştikleri köye yine Tunceli'de bulunan aşiretlerinin isimleri olan Rutan ismini vermişlerdir. Daha sonra yörede bulunan Mirlerin miri olan Çıplak Heso'yu öldürdükten sonra tekrar göç eden bu iki kabile şimdiki Derik merkezi olan alana gelmişlerdir. Davudoğulları dağlık kesime Kayıhanlılar ovalık kesime yerleşmişlerdir. O dönemde henüz Derik ilçe merkezi kurulmamıştır. Günümüzde dahi o bölgeler bu kişilerin isimleriyle anılmaktadır.(1450 - 1500)

 Derik, Coğrafik yapısı itibariyle üç tarafı dağlarla çevrilmiş olup güney kesimi göz alabildiğince Suriye sınırları ve Harran ovasına komşu olan ekilebilir ovalıktan ibarettir. Yüzölçümü 1397 km² olup, 1800 yılında Osmanlı imparatorluğu iktidarının son asrında Diyarbakır iline bağlı bir ilçe iken birçok kere belirli sancaklara ve vilayetlere bağlandıktan sonra, 1923 yılında yapılan bir referandumla Mardin iline bağlanmıştır.

 1933 yılında ilçemiz 2657 nüfusa 578 haneye sahipti.(Sınır komşumuz olan Kızıltepe'de 255 kişi ve 70 hanesi mevcuttu, şimdi ise nüfusu 150 bini aşmış durumdadır.) Anlatılan dönemde ilçede dört kilometre yol, iki doğal çeşme mevcuttu. O süreler içerisinde su kullanma yeri olarak sadece serê kül êbe ve Cevizpınar Çeşmeleri vardı. Bütün ilçe üç lüks lambası ile aydınlatılmaktaydı. Sadece gayri fenni olarak bir mezbaha mevcut olup günde üç koyun kesilmekteydi. Bir ilkokul, yetmiş dükkân ve Ermeni vatandaşlarımızın kurduğu bir zeytinyağı fabrikası mevcuttu.

GÜNÜMÜZDEKİ SOSYOLOJİK YAPI

Derik Rabat kalesi
Derik Rabat Kalesi

 Derik İlçe merkezinde toplam 7 mahalle vardır. Cevizpınar, Dağ, Kale, Küçükpınar, Zeytinpınar, Tepebağ (25.07.2004 tarihinde mahalle olmuştur.) Köy sayısı 69,Mezra sayısı 93'tür. Toplam yerleşim yeri 162'dir. Denizden 780 metre yükseklikte kurulmuştur. İlçenin etrafındaki dağların yüksekliği 1500 metreyi geçmez. Hakkâri sıra dağlarının bir kolu olan Mazı Dağlarıyla çevrilmiştir.

 Derik'te yetişen başlıca tarım ürünleri: Buğday arpa mercimek, nohut, pamuk, zeytin, incir, nar, ceviz, badem, üzüm, kavun, karpuz ve mevsim sebzeleridir. Ekilebilir alan 950.000 dekardır. Bu alanın dörtte üçünde buğday, arpa ve mercimek ekimi yapılır. İlçede 20.000 dekarlık bağ mevcuttur. Zeytincilik konusunda yapılan araştırmalar sonucu hemen hepsi verim çağında olan 140 000 ağacın olduğu saptanmıştır. İlçemiz zeytin, incir ve üzüm ile ünlenmiştir. Bilhassa zeytin diğerlerinden daha büyük bir öneme sahiptir. Son dönemlerde Derik zeytini, girdiği uluslararası yarışmalarda derece almıştır. Ayrıca, İlçedeki en yaygın ve Dünya geneline nam salmış olan toprağın apayrı bir lezzet kattığı tandır ekmeği, ilçenin vazgeçilmez ekmek pişirme yöntemidir.

İLÇEDEKİ ZİYARET EDİLMESİ GEREKEN YERLER

 SİN U SEYDOŞ
Hazreti Sin ve Hazreti Seydoş İslamiyeti yaymak amacıyla bölgeye gelen ve bu bölgede yaptıkları savaş sonucunda şehit olduğuna inanılan iki kardeştir. Hz. Seydoş'un mezarı Derinsu Köyünde bulunmakta ve bu tarihi mezarlık zaman içinde mezar hırsızlarından dolayı harap olmuş durumdadır. Mezarların mimari yapısı oldukça dikkat çekicidir. Bu çekicilik nedeniyle altın ve değerli eşyaların olduğu sanılarak tarihinin eskilere dayandığı bilinen fakat yeterli bilgiye sahip olmadığımız türbelerden bu güne kadar birkaçı dayanabilmiştir. Hz. Sin türbesinin bulunduğu yerdeki membaının akıcılığı ilginçtir. Bazen hiç kurumayacak gibi akan memba, bazı zamanlarda ise sanki hiç su akmamış bir kaynak görünümü vermektedir.

 BABA ÖMER
Alagöz ve Dumluca Köyleri arasında bulunan yatır ve iki ayrı yerden yüzeye çıkarak doğa ile kucaklaşan su kaynakları ile bölge insanın gönlünde ayrı bir yeri vardır. Bu su kaynakları yörede "Baumbar" olarak bilinir. Kaynakların etrafı söğüt ağaçları ile çevrili olup, piknik alanı olarak kullanılmaktadır. Buradan çıkan su ile Ballı, Beşkavak ve Dumanlı köylerindeki bahçe ve tarlalar sulanmaktadır. Baba Ömer'in mezarının olduğu çevrili alanın tavanının birçok kere inşa edilmesine rağmen bilinmeyen bir nedenle çöktüğü söylenmektedir. Kaynaklara ismini veren yatırda gömülü bulunan kişinin Rabat Kalesini kuşatan ve bu kuşatma sırasında yatırın bulunduğu yerde şehit olan İslam Ordularının sancaktarı olduğu sanılmaktadır. (Nasıl Gidilir: Birçok güzergâhtan gidilmesine rağmen en fazla tercih edilen yol, araba ile Derik'e 13 Km mesafede bulunan Alagöz Köyü'ne, oradan da 1,5 km güneybatı yönünde bulunan piknik ve ziyaret alanına gidilerek ulaşılır.)

İLÇENİN GELENEK VE GÖRENEKLERİ

 1.Düğün:
İlçedeki düğünler genellikle 3 gün sürer. Herhangi bir sosyal tesisin olmaması sebebi ile genelde açık alanlarda yapılır. Davul zurna ve bağlama eşliğinde yöresel oyunlar oynanılır, düğünü damat babası organize eder ve bütün masrafı babası karşılar. Her üç gün de öğlen ve akşam yemeği yapılır gelen misafirler ağırlanır.

 2.Hezalok Geleneği:
Genelde düğünlerde saz çalanlar tarafından icra edilen bir gelenektir. Saz çalan ustanın kendi maharetlerini sergilemek için çaldığı sazın ucuna kukla takarak o kuklayı oynatmasıdır. Saz çalma esnasında çalınan makama uygun olarak kuklanın oynatılmasıdır.

 3.Berdel:
Özellikle kırsal kesimde yapılan çocuğunu evlendirme yöntemidir şimdilerde pek görülmese dahi eskiden çok yaygın bir yöntemdi ve iki ailenin anlaşması sonucu birbirlerine kızlarını takas etme suretiyle yapılırdı. Belirlenen ortak bir noktada gelinler takas edilerek uygulanılırdı. Bu berdel usulünün birisi de Amcaoğlunun amcakızını istemesi zorunluluğuydu. Eğer bir Amcaoğlu kızı isterse kız istese de istemese de onunla evlenmek zorundaydı bu gelenek yüzünden birçok aile faciası meydana gelmiştir. Bu geleneğe artık rağbet olmaması son derece sevindiricidir.

 4.Yas:
Yas bir evde ölen kişinin birinci derecede akrabasına başsağlığı dilemek için kurulan bir taziye evinde gerçekleşir. Bu yüzden bu yas kişinin çevresi ve akraba yoğunluğundan kaynaklı olarak günlerce sürmekte ve taziye giderleri akrabalar arasında karşılanmaktadır. Önceleri herkes kendi evinde taziyeleri kabul ederken şimdi ise ilçemizde Kaymakamlık ve Belediyenin katkıları ile alınan çadırlardan oluşan Taziye çadırları içinde taziyeler kabuk edilir. En güzel yanı ise şimdiye kadar taziyelerde gelenek haline gelen sigara dağıtma alışkanlığı son bulmuş olmasıdır Bugün taziye çadırlarında sadece acı kahve, çay ve yemek verilmektedir.

 KAYNAK:
Yazılar araştırmacı yazar Eyüp Güven'in
Derik Tarihi-1 adlı eserinin çalışmalarından alınmıştır.

Formamızı geri istiyoruz

Site haritası - Reklam - Yasal Uyarı