Karagöz Hacıvat

Sita haritası – Site map

  • Oyunlar
  • Makaleler
  • Dünya Tiyatrolar Günü
  • Kaynakça
  • Basından
  • Karagöz kuklaları
  • Karagöz Gösterisi İletişim
  • Portekiz
  • Mozart
  • Berlin Türk günü
  • Almanya Turnesi
  • Patras
  • Meddah
  • Milliyet Gazetesi
  • Zaman Gazetesi
  • Yolculuk Dergisi
  • Şehrengiz Dergisi
  • Özel Kalemler Dergisi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Gölge oyunu nasıl oynanır
  • Gölge oyunu nasıl oynatılır
  • Multifestijn
  • İsveç
  • Okuma Yazma
  • Karagöz Derisi
  • Anaokulu karagöz gösterisi

  • İki başlı Çelebi
  • Ferhat
  • Rum Doktor
  • Tavir yapımı
  • Eski devirlerde bir Karagöz oyunu
  • Cidde Karagöz gösterimiz
  • Tunus’a giden karagöz ekibi
  • Karagöz bildirisi
  • Radyo ve Karagöz
  • Karagöz aşçıbaşı
  • Yahudi
  • Nevregan
  • Göstermelik
  • Nareke
  • Osmanlı’da karagöz oyunları
  • ENGLİSH

    İki başlı Çelebi

    İki başlı Çelebi, klasik karagöz oyunlarından Cazular veya Çifte Cazular dediğimiz oyunda kullanılır, bir de iki başlı Zenne vardır, bunların ikisi sevgilidir ancak bir gün kavga ederler ve cazu olan annelerine birbirlerini şikayet ederek cezalandırılmalarını isterler, Cazu olan anneler de her birini alıp çirkin bir kafa ile bırakırlar.

    Tasvir yapımı

    Karagöz tasvir yapımı konulu pek çok e posta alıyorum uzun zamandır. Bu konuyu ayrıntılı bir şekilde açıklamaya çalışayım.

    Karagöz tasvirleri, bu iş için özel olarak yarı şeffaf olarak tabaklanmış derilerden yapılır, bu deriler dana, sığır veya deve derisi olabilirler. Tabaklama aşamasını karagözcüler ayrıntılı olarak bilmezler ancak temel noktaları tabii ki biz de biraz bilebiliriz. Tabakhaneler karagöz tasviri için uygun olan derileri seçerler ve işleme başlarlar, önce derinin kıllarının dökülmesi için derinin üzerine fırça ile kireçli su sürülür ve deri rulo haline getirilerek bir kaç gün bekletilir, bir kaç gün sonra deri açılıp güzelce yıkanır ve kılları dökülmüş olur, ikinci aşama olarak kavaletadan geçirilip deriyi yüzme esnasında deri üzerinde kalan et parçaları temizlenir. Bu işlem de bittikten sonra dolaba atılır ve gerekli maddeler de konarak dolap döndürülür (çalıştırılır) (dolap denilen şey evimizdeki çamaşır makinesinin kazanı gibi ama çamaşır makinasının belki 20 kat büyüğüdür), deriler o kazanın içinde bir sağa bir sola döndürülerek derinin içindeki dokular çıkarılır ve yerlerine doğal veya kimyasal maddelerle doldurulur. Bu işlem de bittikten sonra deri dolaptan çıkarılır ve tahtalara gerilir ve kuruması için açık havaya bırakılır, bazı tabakhaneler bu kurutma işlemini makinada yaparlar ama sağlıklı olanı açık havada kurumasıdır. Kuruma işlemi de bittikten sonra deriler tasvir yapımı için Karagözcülerin satın alması için vitrine konur. Bundan sonra Karagözcünün işi başlar.

    Tasvir yapmak için derimizi aldık diyelim, şimdi elimizde yapılacak tasvirlerin kalıplarının olması gerekir.

    Karagöz tasvir kalıbı

    Hacıvat tasvir kalıbı

    Yukarıda gördüklerimiz benim yaptığım Karagöz ve Hacıvat‘ın tasvir yapım kalıplarıdır, isteyen alıp kullanabilir.

    Yukarıda da yazdığım gibi deriler bize yarı şeffaf olarak gelir, yani arkası görülebilir, önce kalıbı yere koyarız, deriyi de kalıbın üzerine koyarız ve yapacağımız tasvir büyüklüğünde bir deri parçasını çizeriz keseriz ve o parçayı alırız. İlk olarak deriyi kazımamız gerekir, bunu cam ile veya kazımaya yarayan herhangi bir alet ile yapabiliriz. Kazıma işlemi bittikten sonra deriyi kalıbın üzerine koyarız ve tasviri muntazam bir şekilde deriye çizeriz. Çizme işlemi bittikten sonra deriyi ıslatıp tavlanması için kalın ansiklopedilerin veya düzgün yüzeyli ahşap malzemenin altına koyup bir saat kadar bekletiriz, bu işlemin sonunda deri tavlanmış, yani yumuşamış olur. Yumaşayan deriyi nevregan yardımıyla veya ustaca kullanabildiğiniz kesici herhangi bir aletle keseriz. Kesme işlemi de bittikten sonra iç hatlarına nevregan ile delikler açarız, delikleri açtıktan sonra deliklerin etrafında biriken çapakları yine bir bıçak vasıtasıyla temizleriz. Bu işler bittikten sonra az da olsa ıslak olan tasviri yine kalın kitap veya ahşap malzemenin altına koyarak kurumasını bekleriz, bir sonraki işlem zımpara yapmak olacağından dolayı derinin kuruması gerekir zira ıslak olan deri zımpara tutmaz. Güzelce her tarafını zımpara yaptıktan sonra ise boyama aşamasına geçeriz, boyama aşamasında benim en çok dikkat ettiğim nokta eğer daha önce bir usta tarafından yapılmış bir tasvir ise o ustanın kullandığı renklere en yakın renkleri kullanmaktır, bir de Karagöz tasvirlerinde florasan, frapan, parlak renkler kullanılmaz, daha çok pastel renkler kullanılır.

    Boyama işlemi de bittikten sonra tasvirimizi yine kurumaya bırakırız, kuruduktan sonra tasvirin kenarlarına ve iç hatlarına kontür çekeriz, kontür çekildikten sonra tasvirin görünümü de güzelleşir. boyama ve kontür işleminden sonra tasvir eğer dekoratif bir tasvir değil de bir tip ise, yani sopa takılıp oynatılacak bir tasvir ise sopa deliğinin geleceği yere düğme dediğimiz yuvarlak bir parça deri dikmemiz gerekir, düğme, sopa deliğinin iki kat deri olması ve dolayısıyla oyun esnasında sopanın tasviri daha sağlam bir şekilde kavramasına ve sopanın çıkmasına engel olmak içindir. Düğmemizi diktikten sonra bir zımba vasıtası ile sopa deliği açılır ve tasvir gerekli yerlerden bağlanarak oynatıma hazır hale getirilir. Bağlama işlemi için bazı kişiler kat küt denilen ameliyatlarda kullanılan, hayvan bağırsağından yapılan ipleri kullanıyorlar, bunu ben de denedim ancak kat küt olur olmaz yerde kopup oyunun akışına zarar veriyor, bu yüzden ben 0,60 kalınlığında misina kullanıyorum, hayvan bağırsağı daha otantik bir görünüm veriyor ama eğer tasvirlerinizi oynatmak için yapıyorsanız benim tavsiyem misinadır.

    Aşağıdaki videoda beni Karagöz’ün Sünnet Düğünü oyununda kullanılan Karagöz Perdesi tasvirini yaparken seyredebilirsiniz. İyi seyirler.

    Eski devirlerde bir Karagöz oyunu

    Ramazan geceleri Karagöz oyunlarının en sadık seyircisi ve bu oyunun oynadığı yerlerin en devamlı misafiri oldum. Karagöz’ü görmediğim akşamlar sanki haram olacakmış gibi davetli olduğum evlerdeki iftar sofrasından kalkar kalkmaz eğer Karagöz orada oynatılacaksa kalıp en öne geçer, değilse civarda Karagöz oynatılan kahveye koşarak kendime derhal önde iyi bir yer temine çalışırdım.

    Karagöz’ün menşeine dair türlü rivayetler var. Bunlardan biri Karagöz’ün Çin’den geldiğini öne sürer. Milattan önce 121 senesinde ortaya çıkmıştır. Çin imparatoru ölen karısının hayaliyle tutuşurken bir oyuncu perde arkasından imparatora onun hayalini gösterirmiş. Sonradan bu bir oyun olarak yerleşmiş. İlkin kaba kağıttan yapılan hayal tasvirleri zamanla deriden yapılmaya başlanmış. İyi ahlak bir insan, kötü ahlak ise bir ifrit şeklinde resmedilirmiş. Bu oyun Çin’den bütün dünyaya yayılmış.

    Başka bir rivayete göre de çok eskiden Orta Asya Türkleri tarafından bilinen bu oyun Şeyh Küşteri adında bir zat tarafından ortaya çıkarılmıştır. Bu oyun nereden çıkmışsa çıkmış, Türkiye’de çok tutulmuş, adeta Türk’ün malı olmuş bir oyundur.

    Karagöz’ü oynatan esas bir kişiyse de bir kaç yardağı vardır, oynatana usta denir. Ustanın bir çırağı, bir sandıkçısı, iki yardağı ve bir hamalı vardır. Usta az çok okumuş, edebiyattan, musikiden anlar, sesi güzel bir zattır. Gayet zeki ve hazırcevaptır. Her türlü insan ve hayvan taklitlerini yapabilir. Çırak sıra ile tasvirleri ustaya yetiştirir, işi bitenleri kaldırır. Sandıkçı bu malzemeyi muhafaza eder. Birinci yardak şarkı söyler, ikinci yardak def çalar. Hamal da malum, malzemeyi taşır.

    Oyun başlarken beyaz perde ayrıca küçük bir perde ile örtülüdür. İlkin bu örti kalkar, Işıklı perde üzerinde göstermelik denilen şekil görünür. Bu, ya bir bahçe veya bir demet çiçek, yahut da bir konak tasviridir. Oyunlar bir ilgisi yoktur. Karagöz faslı zırıltı sesi çıkarılarak, göstermeliğin kaldırılmasıyla başlar. Çeşit çeşit Karagöz oyunları vardır. Bunların hepsinde önce Hacıvat gazelini söyleyerek gelir ve;
    Perde kurdum şem’a yaktım gösteririm zılli hayal
    Şeyh-i ekber Küşteri’nindir bu ibret perdesi
    diyerek gazelini bitirdikten sonra ;
    Yar bana bir eğlence, yar!… diye bağırınca Karagöz sağ üst köşeden başını uzatır.;
    Patlama geliyorum, diyerek yere iner ve bir muhavere başlar.
    Hacıvat: Akşam şerifler hayırlar olsun
    Karagöz: Hoş geldiniz safa geldiniz
    Hacıvat: Keyifler iyidir inşallah
    Karagöz: Çok şükür efendim
    Hacıvat: Efendim geçen günkü yağmurda malum ya evin kiremitleri filan kırılmış, bütün yağmur evin içine akmış, bari bir iki dülger çağırayım da yıkık yerlerini yaptırayım dedim, evi bir güzelce tamir ettirdim
    Karagöz: Güle güle yak, otur da keyfine bak
    Hacıvat: Bu evi yeni yaptırdım, öyle denmez karagöz
    Karagöz: Ya nasıl derler?
    Hacıvat: Oh, oh maşallah pek memnun oldum, güle güle oturunuz, içinden hiç eksik olmayınız demek istemez mi?
    Karagöz: Olur efendim olur
    Hacıvat: Sonra birader, alacaklının biri Hacıvat zenginleşmiş, ev yaptırıyor deyip para almaya geldi, benim de param bitmiş olduğundan alacaklı ile boğaz boğaza kavga ettik, sonra dava açıp beni hapse attılar.
    Karagöz: Oh, oh maşallah pek memnun oldum, güle güle oturunuz, içinden hiç eksik olmayınız
    Hacıvat: Aman birader hapisteyim hapiste
    Karagöz: Oh oh maşallah, hiç çıkmazsınız inşallah
    Hacıvat: Aman birader öyle demezler
    Karagöz: Ya nasıl derler, ne bileyim ben sen öğrettin
    Hacıvat: Ben öğrettimse ev için öğrettim, buna öyle demezler
    Karagöz: Ne derler bakayım
    Hacıvat: İnşallah efendim yakında biri sebep olur da çıkarsınız, meraklanmayın. İnşallah ötekini de çıkarırlar efendim.
    Karagöz: İnşallah efendim
    Hacıvat: Sonra Karagözüm, ne ise, bizi hapisten çıkardılar, ben de o sevinçle koşa koşa eve gelirken fırıncının biri fırından ekmek çıkarıyormuş, acele ile küreğin sapı gözüme girip bir gözümü çıkarmaz mı?
    Karagöz: İnşallah efendim, yakında biri sebep olur da ötekini de çıkarırlar
    Hacıvat: Aman Karagözüm insaf, öyle demezler
    Karagöz: Ya nasıl derler, ne bileyim sen öyle öğrettin
    Hacıvat: İyi ama ben öğrettimse hapishane için öğrettim
    Karagöz: Peki öyle derim inşallah
    Hacıvat: Aman efendim, başıma bir fes almıştım da, yorgunluk atmak için Karagözüme uğrayayım dedim
    Karagöz: Ne yapayım fes aldınsa?
    Hacıvat: Yahu Karagözüm hiç öyle derler mi
    Karagöz: Ya nasıl derler
    Hacıvat: Güle güle başında paralansın demek yok mu?
    Karagöz: Güle güle başında paralansın
    Hacıvat: Ha aferin, işte böyle demeli, derken Karagözüm bu işler oladursun, evde odun bitmiş, biraz odun al dediler, oduncuya gidip beş on çeki odun aldım.
    Karagöz: Güle güle başında paralansın
    Hacıvat: Aman Karagöz öyle demezler
    Karagöz: Ne bileyim ben, sen öğrettin
    Oyun böylece devam eder, ve sonunda Hacıvat’ın;
    Yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman! Sözleriyle nihayet bulur.

    Hayat dergisi, sayı:5, 23 Ocak 1964

    Cidde Karagöz gösterimiz

    2019 yılının Ocak ayının sonunda Cidde Park Hyatt Otel’de küresel çapta yaygın olan bir kahve şirketinin isteği üzerine yaptığımız gösteride kahvenin Etiyopya’dan ortaya çıkışı ve tüm dünyaya yayılmasının hikayesini Arapça olarak Karagöz perdesinde anlattık. Şirket öncelikle benim kahvenin ortaya çıkışı ve hangi aşamalardan geçerek tüm dünyaya yayıldığı konusunda bir senaryo yazmamı istedi, yazdığım senaryo ufak tefek değişikliklerle kabul edildi ve önce İngilizceye, ardından da Arapçaya çevrildi. Çeviri işi bittikten sonra Arap seslendirme sanatçıları tarafından seslendirildi, seslendirme dosyası bana gönderildi ve oyun esnasında bilgisayardan çalınan Arapça ses dosyası ile Karagöz ve Hacıvat Arap seyircilere kahvenin dünyadaki serüvenini anlattılar.

    Karagöz kursu ve Tunus’a giden Karagöz ekibi

    Kültür Bakanlığı Milli Foklor Araştırma Dairesi tarafından 1973 – 1974 de Kasım – Mayıs ayları içinde İstanbul’da evvelki yıllarda olduğu gibi bir Karagöz kursu düzenlemiştir.

    Bu kursta Karagöz figürleri – tasvirleri yapımı, Karagöz hakkında bilgiler ve Karagöz oyunları dersleri verilmiştir. Dersleri Devlet Konservatuarı tiyatro diksiyon eski öğretim üyesi Nurettin Sevin, hattat, ressam, tanburi ve Karagöz figürleri yapımcısı, Ragıp Tuğtekin ile kimyager, emekli kimya öğretmeni Naşit Baylav vermişlerdir.

    Kursa, Doçent Cevad Çapan, opera sanatçısı Erol Uras, resim öğretmeni Ali Kıyak, turizm yazarı Ercümend melih Özbay, Nevzat Alptuğ, emekli memur Tacettin Diker, üniversite öğrencilerinden Fahrunisa Ensari, Nursen Maylı, Selahâddin Erener katılmışlardır. Kurs başarı ile sona ermiştir.

    Kursu, 1974 yılı sonlarında İstanbul Konservatuarında düzenlenen Karagöz Semineri izlemiştir. Seminere Nail Tan, Hüseyin Aytaç, Ragıp Tuğtekin, Nureddin Sevin, Aziz Nesin, Ethem Ruhi Üngör, Ahmet Borcaklı, Naşit Baylav, Gürel Gökçe, Cevdet Kudret, Ergin Orbey, Talat Dumanlı, Ahmet Yürür ve İhsan Hınçer katılmışlardır. Dergimizin 305. sayısında verdiğimiz rapor hazırlanmış, arkasından raporda öngörülen adımlar atılmıştır. Bursa Müzesi’nde bir karagöz seksiyonu açılma hazırlıklarına girişilmiş, Devlet Konservatuarı öğretim programına Karagöz dersleri konulmuştur.

    1975 yılında da Milli Foklor Araştırma Dairesi tarafından İstanbul Devlet Tiyatrosunda 19 gün devam etmek üzere 14 Temmuz’da 1 Ağustos’a kadar 2 seksiyon halinde 1) karagöz tasvirleri yapım kursu, 2) Karagöz oynatma kursu düzenlenmiştir. Bu kurslara Milli Eğitim ve Kültür bakanlıklarına bağlı Güzel sanatlar, Yüksek Dekoratif Sanatlar Akademileri, Eğitim Enstitüleri öğretmenleri ile tiyatro sanatçıları, DTCF tiyatro kürsüsü ve Devlet Konservatuarı mzunları, TRT müdürlüğü görevlileri katılacaklardır.

    Tunus’a giden karagöz topluluğu

    Tunus hükümeti tarafından Tunus’ta sayfine kenti Hamamet’te yapılan Akdeniz festivaline Türkiyemizden dört kişilik karagöz ekibi ile 38 sanatçıdan oluşan bir Türk Musikisi Topluluğunun katılması Dışişleri bakanlığımızca kararlaştırılmıştır.

    Bunun üzerine 26 Temmuz 1974 günü Roma yoluyla Tunus’a gidecek 42 kişilik grup Türk Hava Yolları uçağı ile Roma’ya hareket etmiştir. Roma’dan daha evvel Tunus’a herhangi bir uçakta yer ayırtılmadığından 42 kişilik topluluk festivale yetişmek için uçak bulamamış, Türk Musikisi Sanatçıları topluluğu Türkiye’ye dönmek zorunda kalmışlardır. Buna karşın Karagöz topluluğu bir uçakta 5 kişilik yer bulmuş ve Tunus Akdeniz Festivaline katılmak üzere yanlarına TRT temsilcisini de alarak Tunus’a hareket etmişlerdir.

    Tunus’a giden Karagöz ekibinde Nureddin Sevin, Ragıp Tuğtekin ve Tacettin Diker bulunuyordu. Ekip Tunus’ta ilk gösterisini Hamamet’te 27 Temmus 1974 Cumartesi günü yapmıştır. Tacettin Diker, Tunus Kültür Bakanlığı Konser sarayında Tunus Kültür Bakanı Müsteşarı ve ileri gelen devlet büyükleriyle kalabalık bir topluluk karşısında Karagöz Salıncakçı oyununu oynatmıştır. Oyun büyük alkış toplamış ve ilgi görmüştür.

    İstanbul belediye Konservatuarı geziye katılamadığı ve Türk gecesi olarak düzenlenen program yapılamadığından Ragıp Tuğtekin’in oynatacağı Ters Evlenme ve Kağıthane safası oynatılamamıştır.

    İstanbul, Türk Alman Kültür Derneği de yakında Almanya’da yapılacak olan Gölge Oyunları şenliğine bir Türk Gölge Oyunu Karagöz Ekibi ile katılmayı düşünmektedir. Bu konuda İhsan Hınçer ile Türk Alman Kültür Derneğinin görüşmeleri sürdürülmektedir.

    Türk Folklor Araştırmaları Dergisi sayı : 308 Mart 1978

    Karagöz bildirisi

    Cenova’da yapılan sahne sanatları müze – Kütüphaneleri kongresinde:

    Ahmet Borcaklı’nın Karagöz konulu bildirisi

    Ve kongre hakkındaki raporu

    Yazan: Ahmet Borcaklı

     Davet edilmiş olduğumuz 9. Uluslararası sahne sanatları kütüphane müzeler kongresine Milli Kütüphane genel Müdürlüğü temsilcisi olarak katılmam, Milli Eğitim bakanlığınca tensip buyurulmuştu.

     Bu yıl 5-10 Nisan 1970 tarihleri arasında İtalya’nın Cenova şehrinde, Museo Biblioteca Dell’Attore del TeatroStabile kurumları ile merkezi Paris’te bulunan (FIAB) Uluslararası Arşiv – Kütüphaneciler Federasyonu’nun ortaklaşa organize ettikleri kongre 5 günlük süreye sığdırılan yüklü bir çalışma programına sahipti. Üç tiyatro binası bir kütüphane ve müze kongrenin rahatça çalışmasına tahsis edilmişlerdi.

     Fransa’nın Paris’te bulunan ünlü Arsenal Kütüphanesi müdürü ve aynı zamanda FIAB’ın tiyatro arşiv kütüphaneleri bölümü başkanı Sayın Andre Vienstein’in yönetiminde toplanan kongreye 28 ülkeden 53 delege katıldı. Başta İtalya olmak üzere 8, Fransa 6 ve diğer milletler 3ila 2 veya birer delege ile temsil edilmişlerdir. Dinleyici olarak salonlarda bulunan kimselerle yüzü aşkın bir topluluk konuşmaları izledi.

     Çalışma programına gelince, üç ana bölüm olarak düşünülmüştü.

    1 – Genel kurul toplantıları
    2 – Komisyon çalışmaları
    3 – Kültür ve Sanat gösterileri

     Beş gün içinde yedi genel kurul toplantısı yapıldı. Her oturumda 3 – 4 tebliğ okunarak tartışıldı. 53 delegeden ancak 14ü tebliğ sundu. Benim de bu sayıya dahil olan ve raporuma Türkçesi ile İtalyancası da ekli bulunan Milli Kütüphane Karagöz Koleksiyonu, bir Türk Tiyatrosu dalının dökümanları başlığını taşıyan tebliğimi 8 Nisan 1970 Çarşamba günü okudum.

     Konuşmamdan önce dinleyicilere İtalyanca olarak bastırdığım tebliğ metni dağıtıldı. Beraberimde götürdüğüm Türkçe ve yabancı dillerde basılmış Türk Tiyatrosu ile Karagöz hakkındaki kitapları delegelerin gözleri önüne serdim. Ve onları sonunda Kongre’ye ev sahipliği yapan Stabile Tiyatro Kütüphanesi’ne armağan ettim. Bu jest dinleyiciler tarafından çok hoş karşılandığı gibi adı geçen kütüphanenin müdürü Sayın Sandro d’Amico’nun da samimi teşekkürlerine vesile oldu.

    Konuşmamda sırası geldikçe Karagöz figürlerini renkli resimleriyle teker teker tanıttım. Musiki paragrafında ise dinleyicilere Karagöz şarkılarından örnekleri kapsayan küçük bir konser verdim, kıyaslama yapabilmeleri için de 250 – 300 sene önce aynı yıllarda İtalyan sahnelerinde söylenen müzik çeşitlerinden örnek olarak Monteverdi’nin Lasciatemi Morire ve Caldura’nın Selve Amiche antik aryalarını söyledim. Bu müzik sunuşu o kadar beğenildi ki dakikalarca alkışlandı. Ve Türklerin kendi sanatları kadar batı eserlerini de tanıdıkları, inceledikleri inancını tazeledi.

     Daha sonra Milli Kütüphanemizdeki Karagöz koleksiyonumuzu tanıtarak dökümü üzerinde durdum. Ve konferansımın sonunda Turizm ve Tanıtma Bakanlığından almış olduğum İngilizce dilinde hazırlatılmış renkli Karagöz filmini gösterdim.

    Programımızın bitiminde de delegeler takdir ve memnuniyetlerini alkışlarıyla gösterdikleri gibi ayrıca teker teker gelip beni tebrik ettiler. Birkaç ülkenin temsilcileri Karagöz’ü her yönü ile tanıtan bu programın kendi memleketlerinde de tekrarı imkanlarını yaratmak üzere notlar aldılar. Hatta Kongre’nin genel başkanı sayın Veinstein önümüzdeki yıl Paris’de yapılacak Uluslararası Kukla ve Gölge oyunları Kongresine beni bu programımla şimdiden davet ettiğini söylemeknezaketinde bulundu.

     Bizlere batı meslek kuruluşlarının çalışmalarını yakından görmek dolayısıyla Türk Sanatı ve Türkiye hakkında diğer milletlerin temsilcileri nezdinde geniş, olumlu bir ilgi uyandırabilmek. Karagöz oyunumuzun Türklüğünü onaylatabilmek ve kütüphanemizin geniş karagöz koleksiyonunu tanıtabilmek fırsatı verdiğinden dolayı başta Milli Eğitim Bakanlığımıza, Genel Müdürlüğümüze ve broşürümüzün bastırılması ile gerekli kitapların satın alınmasını sağlayan Milli Kütüphaneye yardım derneğine en derin saygı ve teşekkürlerimi arzederim.

    Türk Folklor Araştırmaları no: 251, Haziran 1970